Kadavra salonundan çıktığımda saat dörde yaklaşıyordu. Formaldehit kokusu ceketimin astarına yapışmıştı; eve döndüğümde bile üstümden atamayacağımı bildiğim o keskin, sinsi koku. Anatomiye başlarken bunun bir alışkanlığa dönüşeceğini söylemişlerdi — nitekim ilk hafta bulantıyı bastıramayanlar, üçüncü haftaya varmadan masanın üstünde sandviçini yiyebiliyordu. Alışmak deniyor buna. Doğru bir kelime değil aslında. Alışmak, bir şeyin sizde açtığı yarayı örtmenin adı; kapatmanın değil.
Yazının devamı →